ben mina. resim yapıyorum, bir şeyler yazıyorum, bir de çeviri. başka şeylere merak sardığım da oluyor. burada da yaptığım şeylerle sevdiğim şeyler var. biraz da gevezelik.
papatya english
makale ayakkabı resim çeviri geziler lulu drawr leke

dün hayatımın en güzel belediye otobüsüne bindim. gördüğünüz üzre gıcır gıcır, pırıl pırıldı, kırmızı beyaz, yerler ahşap parke, koltuklar deri. her giren hayran hayran bir etrafına bakınıyordu, şoför de halinden pek memnundu. bir ara orta yaşlı bir çift gelip oturdu, kadın “çok değişik bir arabaymış bu” diyince kocası bunun 70lerdeki modelin aynısı olduğunu anlatmaya başladı. 70leri bilmiyorum ama ben de hatırlıyorum buna benzer otobüsler. çok severdim o kırmızıları, yenileri hiç sevemedim onun kadar. keşke bu nostalji otobüslerini artırsalar, o kadar güzel ki *_*

sadece iki kapısı var biri önde biri arkada, arkadaki kapının oraya bir de muavin koltuğu/masası koymuşlar işlevsiz olmasına rağmen, çok hoş ^.^

bu da bi mehsa skeçi. yonca hikâyesinden mehsa. bu kızı çizmeyi seviyodum baya, aslında boyasam daha da hoş olurdu pembe saçlarıyla falan. mehsa eğlenceli bi karakterdi ya.

bi de çok tipik görünümlü ama çok karakteristik yüz çizgileri var, kaşı, ağzı burnu gözleri kendisine has.

erken dönem bizans mimarisi hakkında bir şeyler okuyordum da, ders materyali arasında bu şahane istanbul haritası da var *_* kim yaptıysa eline sağlık ^__^

hi everyone!

i opened a brand-new english blog yesterday! i’ll be posting art-related stuff there, just like other artist blogs on tumblr around for sketches, wips, completed works, news about my mangas and updates etc. come drop by if you’re not a turkish speaker or if you just want to see art-related things from me, or for whatever other reason lol. i’ll try to keep it at least as densely updated as this one (this is not to say it’ll be another lazy blog though >.>) so see you there!

"Her mimari," diye yazmıştı John Ruskin, "insanın belirlediği çerçevede hizmet görmekle kalmaz, insan zihni üzerinde bir etki ileri sürer." Ritüel işlevin şiiridir denebilir: bir bina ritüel tarafından şekillendirildiği ölçüde, işleve ev sahipliği yapmayı aşarak ona yorum yapar. Keops piramidi, firavunun cesedinin güvenliğini ve dayanıklılığını garanti ederek firavunun halkına onun bekasında yatan umudu elle tutulur kılar. Ayasofya, bir kullanıcısının insan, öteki kullanıcısının ise görülemez ve tahmin edilemez olanın olduğu bir alan sağlayarak Hıristiyan gizeminin tarif edilmezliğinin şarkısını söyler.

Spiro Kostof, A History of Architecture, Settings, and Rituals

çok hoşlandım kostof’un bakış açısından.

devrim kapıyı açtı. 1.

ilk zamanlar devrim yaşadığı dünyanın monotonluğundan, bunaltısından, tek düzeliğinden kurtulacağı, hayatına bir anlam, bir macera, kendi öyküsünü getireceği yer olarak düşünüyordu kapının öte yanını.

suluboya ve kahverengi mürekkep, dört beş ay önce.

papatya-manga:

leke'nin ikinci sayısının basılı hali yeni elime geçti. baskısı çok kötü oldu diye bunu dağıtmamıştık, cidden kötü çıkmış ama insanın elinde kendi çizdiği bir şeyi böyle basılı görmesi de çok hoş. bu arka kapaktaki hikayemi şurdan okuyabilirsiniz. bu da ikinci sayının tamamını okumak isteyenlere. 3. sayı da çıktı çıkacak artık.

bu arada bmm’nin 8. sayfası bitti, bi iki rötuş atıp taratıcam bu haftasonu inşallah.

ivit.

*V*

benim de evimde böyle bi sobam olcak sonra önüne de minder atıp oturup kitap okuycam keçi de gelip uyuycak.

(Kaynak: whitetigerdreams)