roma gezimi yazmaya başladım.

biraz zaman alacak, bitene kadar size şöyle güzel yol ve bulut resimleri göstereyim dedim. ah ryanair, ah ryanair, o gün çok korkuttun beni.

Title:
Letters Home
Artist:
Rachel's
Album:
The Sea and The Bells
Played:
18 times

bugün yağan güzel yağmura ithafen.

Title:
Terukir Di Bintang
Artist:
Yuna
Album:
Terukir Di Bintang
Played:
32 times

size uzun süredir müzik dinletmediğimi fark ettim. aslında çok uzun süredir çeviri de yapmıyorum ama şu an aklıma yayınlamak isteyebileceğim bi tek bu geldi. yuna malezyalı, çoğu şarkısı ingilizce indie şarkılar ama malayca şarkıları daha tatlı bence. sonra çevirebileceğim bir şey de yayınlarım.

józef’le tanışın ^.^

lulu'yla modern frankenstein isimli bir projemizde benim ana karakterimdi. tiyatrocu ve oyun yazarı (sonradan kapella kumpanyası’yla da yolları kesişiyor evet). çizerken hiç öyle bir niyetim yoktu ama renkli halinin yüz ifadesi shakespeare’in portresindeki yüz ifadesine benzemiş ki bu beni çok eğlendiriyor.

józef reszelski [yuzef reşelski]. muhafazakâr bir kimya profesörünün iki oğlundan büyük olanı. babasının isteklerine karşı gelip viyana’ya aktörlük eğitimi almaya gitmiş sonra da altı yıl boyunca ailesiyle iletişimini neredeyse tamamen koparıp babasının onaylamayacağı bir hayat sürmüş. avrupa’da geçen bu altı yıldan ikisi belçika’da üç arkadaşıyla yerleştiği bir evin alt katında kurdukları kendi kumpanyalarında oynadıkları oyunlarla ve turnelerde geçmiş. bu arada sağlığını da altüst ediyor ve dışarıdan kusursuz görünen arkadaşlıklarında yüzeyin altında kaynayan gerilimler artık baş edilemeyecek raddeye vardığında józef birdenbire onca emekle kurduğu kumpanyayı terk edip baba evine (yazlığa) dönüyor. fakat ailenin onun tanımadığı bir üyesi var artık. ve bu üye, józef’in tüm hayatını ve kendisine bakışını baştan aşağıya değiştirmek üzere.

kutlama resmi değil ama bu da çocuk léonlarla dolu bir skeç defteri sayfası. bu defter biteli çok oldu bu arada, ikincisinin de yarısındayım ama hâlâ taratmadım. bu çocukları laf olsun diye çizmemiştim ama niye çizdiğimi söylemiycem. benim on sekiz bin top secret’ımdan biri.

bu bloğu çok salladım evet. okul başlayıp canım sıkılınca iş güç arasında bir şeyler postalamak için çırpınacağımı tahmin ediyorum. bir de şu an yazdığım şey bitse roma gezimi yazma hayalim var buraya.

  • insanlar:100 takipçin olmuş bi kutlasana bi teşekkür etsene ne ruhsuzsun.
  • mina:evet ya gerçekten. ne kadar iyisiniz insanlar ya valla sağ olun var olun, hepinize teşekkürler öpücükler sevgiler ve çiçekler gönderiyorum buradan, çok mutlu ettiniz beni. kusura bakmayın dalmışım geç oldu biraz ama.
  • insanlar:yok biz seni takip etmiyoruz zaten, sen takipçilerine söyle.
  • mina:hı.
  • insanlar:bu konuda hassas olduğumuz için uyaralım dedik sadece. bak mesela küçük güzel bir çizim filan yapabilirsin onlar için, bunu yapanlar çok. düşün bişeyler bak.
  • mina:eksik olmayın aman.
  • lulu'yla uno kartları yaptık ^_^

    sonra da çılgınca oynadık u.u

    kart hazırlamak çok eğlenceli aslında, tarot projemizi de hayata geçirebilseydik keşke.

    raidah’yle taiki çok uzun sürmeyen basit bir hikayenin tatlı karakterleriydiler.
    zoya benim ikinci mangamın ana karakteri. huzursuz ve düşünceli.

    bir kızın koşarken köşeyi dönmeden önce topuğunun üzerinde dönmesi hoş bir görüntü, ama bir erkek için aynı şekilde gündelik bir doğallıkla yapılabilecek hem estetik, hem de dinamik ve dik durulan bir hareket aklıma gelmedi, fazla da düşünmedim, çok içime sinmese de bunu yaptım.

    en az iki hafta daha bu bloğu ihmal edicem muhtemelen, şehir dışında olucam. bir iki skeç postalarım yine de.

    uzun zaman önce böyle bişey yapmıştım şurda ama etkilendiğim kaynaklardan ziyade ilham haritası gibi olmuştu. son zamanlarda çizdiğim şeylere bakıp aman Allah’ım clamp’ten ne kadar etkilenmişim diye hayrete düşerken buluyorum kendimi sık sık, özellikle x ve xxxholic'ten. ben de ilham veren her şeyin toplandığı değil de çizimimi doğrudan etkileyen kaynakların bir haritasını yapayım dedim.

    tabii ki çizerken onları düşünmüyorum ama satır aralarında x ve xxxholic’in etkisi üzerimde muazzam bir şekilde kendini gösteriyor. ek olarak haritadaki diğer şeyler de var.

    *alabaster'ın çizgiromanlarını okuma fırsatım hiç olmadı. yine de sırf uzaktan bakmakla bile beni etkiledi gibime geliyor.

    aşağıda açıklayacağım bir şey: sartre’ın bulantı'sında bir paragraf vardı, beni çok düşündürmüştü. resmettiği hikayenin en dramatik ve önemli anını değil de, alakasız görünen, kesilmiş, yarıda kalmış hareketlerden oluşan belirsiz anları gösteren resimlerle dolu bir kitaptan bahsediyordu. çok alakasız gelse de bu resimler bir şekilde hikayenin özünü içinde barındırıyor gibi anlatılıyordu. o zamandan beridir bu duyguyu yakalamayı çok istedim çizdiğim şeylerde. sıradan, alakasız, tuhaf görünen ama içinde bir anlam barındıran kırık anlar. (örnek resim théodore chassériau'nun bir tablosuna ait ama çok uygun bir örnek değil aslında. macbeth'ten bir sahne)

    aşağıda açıklanacak başka bir şey: tuhaf ve yoğun ışık ve gölge oyunları, tercihen ana figürün yüzünü karanlıkta bırakarak. bu da yarıda kalmış anlar fikriyle yakından ilintili gibime geliyor. tabii bunların belli bir sanatçının ya da eserin etkisi olmadığının farkındayım >.> ….. (örnek resim robert inkpen’in peter pan illüstrasyonlarından.)